ANA SAYFA                   ÜYELİK                   İNDİRİMDEKİLER                  KAMPANYALAR                  EN YENİLER                  SEPET                  KASA

Ürün Grupları
DUYURU
 

 

 


Bağlantılar
Kurlar
     Dolar
$
1,51 TL
     Euro
1,93 TL
Sepetiniz

SEPETİNİZDE
Ürün Bulunmuyor!

 
   ANA SAYFA » SON YAZILAR  

MOBİLYA SATIN ALMADA TÜKETİCİ DAVRANIŞLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Günümüze kadar işletmelerin büyük çoğunluğu tüketicileri büyük kitlelerin herhangi

bir parçası olarak görüp, bu doğrultuda geliştirdikleri standart ürünleri kitlesel pazarlama

anlayışıyla sunmuşlardır. Bu anlayışı kitlesel tutundurma etkinlikleriyle desteklemişlerdir.

Aynı dönemde çağdaş pazarlama anlayışı ile müşteri odaklı yaklaşım sergileyen işletmeler

de bulunmaktadır. Ancak içinde bulunduğumuz yüzyıl, işletmeleri pazarlama ve pazarlama

iletişimi etkinliklerinde kitlesel pazarlama anlayışının ötesine geçmeye zorlayacak

oluşumlarla karşı karşıya getirmektedir. Her şeyden önce pazardaki baskın roller

değişmektedir. 21. yüzyılda, pazarda egemen güç aktörünün tüketici olacağı şüphesizdir.

Bunda teknolojik gelişmenin de önemli bir payı vardır. Günümüz tüketicisi kendisi için

uygun olan herhangi bir yerde ve zamanda, ürün ve hizmetler hakkında bilgiye ulaşmak ve

satın almak için teknolojiden de faydalanmaktadır (Odabaşı ve Oyman, 2003).

Son zamanlarda sıkça rastlanılan pazar odaklı pazarlama, müşteri merkezli

pazarlama, müşteri odaklı pazarlama ya da tüketici yönlü parlama kavramları tüm dünyada

pazarlamanın ve işletmelerin yönünü kar ya da diğer amaçlardan çekip, tüketiciye

yöneldiğini göstermektedir. Bugün pazarlamanın geldiği nokta tüketicinin mutluluğu ve

tatminidir. Pazar odaklı ya da tüketici yönlü olmak, pazarı oluşturan müşterileri ve

tüketicileri anlamak, istek ve ihtiyaçlarında olabilecek değişimleri izlemek ve böylece

onların zevk ve tercihlerine uyacak ürün ve hizmetleri öğrenmeyi mümkün kılacak bilgiler

toplamaktır. Toplanan bu bilgilerle tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarına uyan ürünler

geliştirilir, pazardaki değişmelere zamanında tepkiler verilir, tüketicilerin istek ve

ihtiyaçları ile ilgilenen işletmelere yönelik güven ve sadakat duyguları artar, tüm bunlar

işletmelerde taklit edilmesi güç uzun vadeli rekabetçi üstünlükler sağlar.

Çalışmanın temel amacı, mobilya satın almada tüketici davranışlarını etkileyen

faktörler doğrultusunda tüketici profillerini belirlemek, araştırma evrenini oluşturan

tüketicilerin mobilya satın alımı sırasında kararlarını etkileyen faktörleri ortaya koymak,

tüketici demografik özelliklerine göre karşılaştırmalar yaparak mobilya üreticileri ve

satıcıları için stratejiler geliştirmeye katkıda bulunmaktır. Çalışmanın birinci bölümünde

pazarlama, tüketici davranışları ve mobilya endüstrisi hakkında literatür bilgileri

verilmiştir. İkinci bölümde çalışma alanının tanıtılması, verilerin toplanma biçimleri ve

değerlendirilmesi kullanılan tekniklerle açıklanmıştır. Üçüncü bölümde bulgular tüketici

profillerine göre tablolar halinde sunulmuş ve karşılaştırmalar yapılmış, dördüncü bölümde

veriler grafikler yardımıyla irdelenmiş, beşinci bölümde araştırma sonuçları ve bu

sonuçlara bağlı öneriler sunulmuştur.

1.2. Pazarlama Kavramı

Pazarlama (marketing), teknoloji ve tüketici davranışlarındaki gelişmelere bağlı

olarak çeşitli biçimlerde tanımlanmıştır.

Pazarlama fonksiyonu tüketici ihtiyaçlarından hareketle üretilecek mal ve hizmetleri

belirlemek, belirlenen bu mal ve hizmetlerin üretiminden en son tüketici veya kullanıcının

eline geçmesini sağlayacak tüm hizmet ve tekniklerin tüketicileri tatmin ederek kar

sağlamak amacıyla kullanılmasıdır (Akyüz ve Cındık, 2001).

Amerika Pazarlama Derneği (AMA) pazarlama kavramını, “mal ve hizmetlerin

üreticiden tüketiciye veya kullanıcıya akışını yönlendiren işletme etkinliklerinden

oluşmaktadır” şeklinde belirtmiştir ( İlter ve Ok, 2004).

Pazarlama, ihtiyaçları ve istekleri değişim yoluyla doyurmaya yönelik insan

eylemleridir. Pazarlama, değişen çevre koşullarında değişimi kolaylaştırmak ve

gerçekleştirmek amacıyla insanların ve örgütlerin yaptıkları eylemlerdir (Kotler, 1980;

Pride ve Ferrell, 1983; Cemalcılar, 1998).

Pazarlama, kişilerin ve örgütlerin amaçlarına uygun biçimde değişimi sağlamak

üzere, malların, hizmetlerin ve düşüncelerin yaratılmasını, fiyatlandırılmasını, dağıtımını

ve satış çabalarını planlama ve uygulama sürecidir.(Cemalcılar, 1998).

Bu tanımların ortak noktaları aranırsa, aşağıdaki sonuçlara ulaşılır:

1. Pazarlama insan ihtiyaçlarının ve isteklerinin doyurulmasına (tatminine) yöneliktir.

2. Pazarlama değişimi kolaylaştırır ve gerçekleştirir.

3. Pazarlama çeşitli eylemlerden oluşur.

4. Pazarlama eylemleri insanlar ve örgütler tarafından yapılır.

5. Pazarlama eylemleri değişken çevre koşullarında yapılır.

6. Pazarlama eylemeleri planlanmalı ve kontrol edilmelidir (Cemalcılar, 1998).

Pazarlamada başlangıçtaki takas ilişkisinden, tüketici ihtiyaçlarının ve isteklerinin

doyumunu sağlayarak kar elde etmeyi amaçlayan günümüz pazarlama anlayışına doğru

olumlu gelişmeler olmuştur. Pazarlama anlayışındaki gelişmeler, üretim teknolojisi,

rekabet ve tüketici davranışlarındaki değişmelere dayalı olarak üretim anlayışı dönemi,

satış anlayışı dönemi, pazarlama anlayışı dönemi, sosyal pazarlama anlayışı dönemi ve

global pazarlama anlayışı dönemi şeklinde farklı dönemlere ayrılarak incelenebilir (İlter ve

Ok, 2004).

Üretim anlayışı döneminde (1865 – 1930) pazarlama, “mal ve hizmetlerin

üretildikleri noktadan tüketicilere ulaşıncaya değin geçtiği kanallar ve bu geçişle ilgili

olarak yapılan eylemlerin bir bütünlük içinde ele alınması” olarak tanımlanmıştır.

Satış anlayışı döneminde (1930 – 1950) işletmelerin temel sorunu, üretim artışının

sonucu olarak pazarlarda oluşan arz fazlasının yarattığı satış güçlüğüdür. Talepler

yetersizdir. Dönemin tipik düşünce tarzı “ne üretirsem onu satarım, yeter ki satmasını

bileyim” şeklinde ifade edilebilir (İlter ve Ok, 2004).

Pazarlama anlayışı döneminde (1950 – 1970) işletmelerin temel sorunu, işletmelerde

dağıtıma hazır malların bulunuyor olmasına rağmen, hedef pazarlarda henüz

karşılanmamış mal ve hizmetlere yönelik ihtiyaçların belirlenmesidir. Dönemin temel

felsefesi, hedef pazardaki tüketicilerin ihtiyaç ve istekleri olan malların veya hizmetlerin

yaratılması, işletme eylemlerinin tüketicilerden başlatılarak sona erdirilmesidir.

Sosyal pazarlama anlayışı döneminde (1970+) doğal kaynakların azalması, çevre

kirlilinin artması, nüfusun çoğalması, enflasyonun yükselmesi, ekonominin durgunlaşması

vb. olaylar toplumsal yaşamı olumsuz etkilemiştir. Tüketicilerin ihtiyaçları ve istekleri

beklenilenin ötesinde farklılaşmakta, kalkınma hedefleri gerçekleştirilememekte ve

toplumsal sorunlar ve aksaklıklar, işletmelerin sadece kar amacında yoğunlaşması ve

toplumsal gelişmeyi göz ardı etmesi pazarlama etiği açısından tüketicilerin ve toplumun

korunması gereğini ortaya çıkarmıştır (İlter ve Ok, 2004). Sosyal pazarlama anlayışı,

tarihsel süreç içinde işletme, toplum ve tüketici çıkarlarının birlikte düşünülmeye

başlamasını, tüketicinin bilinçlendirilmesini ve korunmasını sağlayan çağdaş bir

yaklaşımdır. (Önder, 2001).

Global pazarlama anlayışı döneminde (1980+) teknolojisi gelişmiş ülkeler,

gelişmemiş ülkelere kendi tüketim yaklaşımlarını hiçbir zorlayıcı güç kullanmadan kabul

ettirmiştir. Gelişmiş ülke işletmelerinde iç pazarların yetersizliği hedef pazarları dış

pazarlara kaydırmıştır (İlter ve Ok, 2004).

İşletmenin başarısı büyük ölçüde pazarlama işlevlerindeki verimlik ve etkinliğe

bağlıdır. Pazarlama yönetimi, işletmenin amaçlarına ulaşmak üzere hedef pazarlarla yararlı

değişim ve ilişkileri kuran ve geliştiren programları analiz etmek, planlamak, uygulamak

ve kontrol etmek şeklinde tanımlanabilir (Akat, 1998). İşletmeklerin bu çabalara verdikleri

önem derecesine göre pazarlama yönetimi, üretime yönelik anlayış, ürüne yönelik anlayış,

satışa yönelik anlayış, pazarlama anlayışı ve toplumsal pazarlama anlayışı olmak üzere beş

farklı anlayıştan söz edilebilir (Yükselen, 2001).

Başta çok gelişmiş sanayileşmiş ülkeler olmak üzere tüm dünyada son yıllarda

görülen hizmet sektöründeki hızlı gelişmeler hizmet pazarlamasına da ilginin hızla arttığını

göstermektedir. Genel olarak ekonomideki gelişmeler hizmet düzeylerinin de artmasına

neden olmaktadır. Son yıllarda ülkelerde ulusal gelirin %70’i hizmet sektörlerinden

sağlanmaktadır. Bu durum hizmet sektörüne giren işgücünü de artırmaktadır (Tan ve

Bektaş, 2003).

Pazarlama düşüncesi 1990’larda ilişkisel pazarlama kavramına yönelmiştir.

Geleneksel pazarlama, tek bir işleme kısa dönemli bir bakış ile yoğunlaşma eğilimi

göstermiştir. İlişkisel pazarlama ise, müşterinin yaşam boyu değerine odaklanmaktadır.

Örneğin bir araba üreticisi, genç sürücüler için bir modele, başka bir model ile çocuklu

aileye, bir başka model ile de orta yaşlı sürücülere yönelebilmektedir. İlişkisel pazarlama

tekniğine göre, genç sürücüler yaşamın her aşamasında farklı modeller için müşteri

olacaklardır (Blythe, Çev: Odabaşı, 2001). Pazarlama iletişimi mal ve hizmetlerin

tüketiciler tarafından fark edilip satın alınmasına ve satış sonrası tüketici memnuniyetinin

sağlanmasına kadar olan süreçtir. Pazarlama iletişimi 4P olarak tanımlanan ürün, fiyat,

dağıtım ve tutundurma gibi pazarlama karması elemanlarının birbiriyle ve organizasyonun

bütün yönetimsel kararıyla olan ilişkisini ve bu ilişkinin tüketici veya potansiyel tüketiciler

ile olan sürecini kapsar (Bozkurt, 2004). Pazarlama iletişimi, genel iletişim modeline

dayanır ve kaynak, mesaj, kanal ve alıcı olarak bilinen tüm iletişim öğelerin içerir.

Günümüzde bir şirketin iyi bir ürün üretmesi yanında ürünün sunduğu değerin

şterilere etkin bir şekilde iletilmesi de gerekmektedir. Tüketicilerin işletme, ürün ve

hizmet hakkındaki düşünceleri, izlenimleri, eğilim ve tepkileri belirlendikten sonra onları

istenilen yönde tutum ve davranışa yönlendirmek için planlanacak ve uygulanacak iletişim

çabaları pazarlama iletişiminin konusunu oluşturmaktadır. Pazarlama iletişimi, hedef

tüketicilerin tutum ve davranışlarını istenilen yönde güçlendirmeyi, tersi yönde ise bunu

değiştirmeyi ya da amaçlanan yeni bir tutum ve davranış oluşturmayı hedeflediğinden ikna

edici bir iletişim sürecidir (URL 4).

Şirketin, ürünün farkında olunmasını sağlamak için iletişime yatırım yapması, ürünün

fonksiyonel ve duygusal özelliklerini iletmesi, müşteriyi ürünlerinin rakip ürünlerden üstün

olduğuna ikna etmesi ve ürünü bir kez satın alan müşterilere güven vermesi gerekir.

Pazarda şirket için yetersiz iletişim, şirketin yeteneklerinin taktir edilmemesi riskini getirir

ve yeni rakiplerin liderlik ve yenlik konusunda şirketin imajını zedelemesine neden olur

(Doyle, 2003). İşlemelerin uluslar arası pazarlara girme sürecinde ürünü ve markayı farklı

ülkelerdeki hedef kitlelere tanıtmak, istenilen imajı oluşturabilmek ve satışı

gerçekleştirebilmek için çeşitli iletişim disiplinlerinden yararlanmak gerekir (Tosun 2005;

URL 5). En çok bilinen pazarlama iletişimi araçları reklam, kişisel satış, halkla ilişkiler,

satış promosyonu, doğrudan satış, P.O.P. ve fuarlar olarak sıralanabilir.

Tüketici ile ilişkisel pazarlama, tıpkı aile bağları gibi, çok değerli tüketicilerin ve

muhtemel alıcıların ortaya çıkarılıp, bu tarz tüketicilerle sıkı bağlar kurmayı ve kişisel özen

göstermeyi amaçlar (Bozkurt, 2004). Tüketici ile satıcı firmalar arasında karşılıklı

bağımlılığın oluşabilmesi için müşteri, satıcı firmanın satış sürecinde nasıl bir davranış

biçimi izleyeceğini, malların teknik özelliklerini ve bu özelliklerin kendi gereksinimlerini

karşılayıp karşılamayacağını bilmek ister (Şahin ve Demir, 2001). Satış temsilcilerinin

bağımlılığa önem vermeleri, becerikli, cana yakın ve müşteri odaklı olmaları, tarafların

birbirlerine ve kendilerine olan güvenleri, birbirlerinin düşüncelerini anlayabilme ve

paylaşabilme yetenekleri, karşılıklı gereksinimlerini karşılamada bağımlılığın oluşmasına

esas teşkil eden önemli etkenlerdir (Parasuraman vd., 1994). Günümüzde tüketiciyi odak

kabul edip onun beklenti, tutum ve davranışlarından yola çıkarak geleneksel 4P’nin yerini

4C’ye bıraktığını ifade eden Philip Kotler aynı zamanda geleceğin pazarlama iletişim

stratejilerinin de dayanağını önermiş gibidir. 4C ortak paydası şteri – tüketici olan şu

kavramları içermektedir: müşteri değeri (Customer Value), müşteri maliyeti (Customer

Cost), müşteriye uygunluk (Customer Convenience), müşteri iletişimi (Customer

Communication). Aldatıcı ve yanıltıcı olmayan, empatik bir iletişim müşteri sorunlarını

ortadan kaldırabilir (Babacan, 1998). Taraflar arasındaki güven ortamı işbirliğini

kolaylaştıracaktır (Palmer, 1995).

Üye İşlemleri
Kullanıcı Adı
Şifre
Beni Hatırla

      

Favorilere ekle

E-Bülten
  Adınızı Giriniz
 
  E-Posta Adresinizi Giriniz
   
 
Anket

MOBİLYA ALIRKEN NELERE DİKKAT EDERSİNİZ?







Sipariş Takibi

    
Lütfen Sipariş Takip Kodunuzu Giriniz




 
En Populer Ürünler
Gezdikleriniz
STAR MAKAM KOLTUĞU
STAR MAKAM KOLTUĞU

180 TL +KDV

 
 
HM İMAGE MAKAM MASA TALIMI
HM İMAGE MAKAM MASA TALIMI

2600 TL +KDV

 
 
KARE PUF
KARE PUF

25 TL +KDV

 
 
 
 
Ana Sayfa             Üyelik               Giriş               Müşteri Hizmetleri               Sepetim               Siparişlerim               Ödeme Bildirimi               Destek               İletişim